Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir.
Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik
ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında
Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı
gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik”
kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık
sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde
yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır:“Genç fikirli demek,
doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.” (1)
Atatürk’ün gençliğe armağan
ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin
önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri
arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha
hatırlamamız gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin
tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır.
TürkMilleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde
kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya
çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla
Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş
dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük
Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır
ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
Samsun işgal kuvvetleri
için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve
Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı.
İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı.
Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir
teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması (2)dikkatleri bu bölgeye çekti ve
İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki
şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü
yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal
Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu
umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak içinAnadolu’ya geçmek
istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu
öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk
şöyle anlatır:(3)
“-Paşa, Paşa!... Şimdiye
kadar devlete çok hizmet ettin!Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir
(bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın
hizmet hepsinden daha önemli olabilir...Paşa, Paşa...Devleti
kurtarabilirsin!...
Bu sözlerden hayrete
düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?...O Vahdettin
ki... bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur?Aldatıldığını mı
anlamıştı?Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü
saydım, kendine karşılık verdim:
-Kişiliğe güveninize ve
bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim...Elimden gelen hizmeti
esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...”
Atatürk bu konuşmada
plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen
ve O’na güvenen bir“Türk Milleti” vardı.
Atatürk ile beraber 16
Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu
dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi:(4) III.
Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay
Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik
Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan
Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı
Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev
Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM),
Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı
Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir
Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa
Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri
Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT),
Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci
Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip
Memduh (ATASEV).
Atatürk beraberindeki
kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma”
adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919
Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır.
18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular
Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu
sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü
tanımadığını söyler,Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı
lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır. (5)
Atatürk, İstanbul’dan
başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve
giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra
asker değil, sivil olarak hareket edecekti.
Atatürk’ün Samsun’a
çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal
kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini
koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka
Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta
geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler
başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir
engel aşılmaz değildi.
Kısaca vermeye çalıştığımız
bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun
başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu
topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı
Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi
gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır.
Atatürk“Gençler!Benim
gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!Bir gün bu
memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok
memnun ve mesudum”(6)derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır.
Atatürk’ün şu sözleri
hepimiz için bir rehber olmalıdır:“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü
görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve
hissediyorsanız, bu kâfidir”(7)demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını
ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları
Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız.
19 Mayıs
Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mızdır
19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. I. Dünya
Savaşı sonunda ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından
işgal edilmişti. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs
1919'da "Bandırma Vapuru" ile İstanbul’dan Samsun'a hareket etti. 19 Mayıs
1919'da Samsun'a vardı ve burada Kurtuluş Savaşını başlattı. Üç yıl süren
savaşlar sonunda ülkemiz yabancı güçlerden kurtarıldı. 29 Ekim 1923'te
Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. Atatürk'ün, Samsun'a varış tarihi olan 19
Mayıs günü Ata’nın isteği üzerine "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak
kutlanmaktadır.
Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiye’nin
geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu
önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: "Ey Türk
Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini
sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik
temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır."
Atatürk, "Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur!" sözü ile başarılı
olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için
de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır.
Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor
gösterileri ve törenlerle kutlanır.
19 Mayıs; 1981 yılından bu yana "Atatürk'ü Anma Günü"
olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürk’ün bir söyleşi
sırasında: "Ben 19 Mayıs'ta doğdum" demiş olmasıdır.
19 MAYIS
1919'DAN 2000'E
DOÇ. DR. AYLANUR ATAKLI
GİRİŞ
80 yıl önce 19 Mayıs 1919; Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a ayak basması
ile başlayan millî mücadeleyi başka bir ifade ile Erzurum, Sivas
kongreleriyle kararlaştırılan ve 11 Ekim 1922 Mudanya Mütarekesi ile
sonuçlanan Türk Kurtuluş Savaşı’nı hatırlatmaktadır. 1. Dünya Savaşı ile
Kurtuluş Savaşı iç içe olup biri diğerinin devamı ve sonucudur. Kurtuluş
Savaşı’nın amacı, tam bağımsız bir devlet kurmaktır.
Tarihî literatür incelendiğinde görüleceği gibi (1, 2), sadece komutan
değil, memleketin dertlerini dert edinen, bunlara çare arayan, cemiyetler
toplayıp kararlar alan büyük önder Mustafa Kemal Paşa, arkadaşları olan
Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Ali Fethi Okyar, Kazım Karabekir ve sonradan
katılan İsmet İnönü ile İstanbul’da sık sık toplanıp gelecekle ilgili
kararlar almaya başlamışlardır. O sırada Samsun,Vezirköprü, Merzifon ve
dolaylarında Rum Pontus Çetelerinin İslâm halkına saldırıları artmış,
fakat itilaf devletleri durumu tam tersine algılayarak bölgedeki olayların
sebebini Türklerin Hıristiyanlara saldırıları şeklinde göstermişlerdir.
Samsun’un stratejik önemi büyüktür; hem doğal bir liman, hem de
Karadeniz’in Anadolu’ya açılan kapısıdır. Toplumsal yapısı ise karışıktır.
Bunun üzerine Hükümet, gereken tedbirleri alacak güvenilir birine ihtiyaç
duymuştur. Damat Ferit Paşa kabinesi, o bölgeye değerli fakat kendi
isteklerine göre davranacak bir komutan görevlendirilmesini istemektedir.
O günkü bazı politikacılar da Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan
uzaklaştırılmasında kendi hesaplarına fayda görmüşlerdir. Padişaha bağlı
sanılan Mustafa Kemal Paşa, yakın arkadaşlarının da yardımıyla ve akıllıca
kurduğu iyi ilişkiler sonucu Padişah ve Hükümet tarafından 30Nisan 1919’da
9. Ordu müfettişliğine tayin edilmiştir. Anadolu’ya geçmek için bu görevi
fırsat sayan Mustafa Kemal Paşa güvendiği 18 subay ile Bandırma vapuruyla
16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket eder. Anadolu’ya giderken kafasında iki
düşünce vardır:Bağımsızlık ve özgürlük. Yani düşmanı yurttan atmak,
kişisel egemenliğe (padişahlığa) son vermektir. Padişah Mustafa Kemal’in
bağımsızlık düşüncesini bilir, hatta destekler. Ancak özgürlük, yani
ulusal egemenlik düşüncesini bilmez. Zaten bunu öğrenir öğrenmez Mustafa
Kemal’in görevine son verir. Samsun’a vardığı 19 Mayıs 1919
tarihinde,Mustafa Kemal Paşa için tarihî görev başlamış olur. 19 Mayıs
1919 Anadolu ve Türk ulusu için bir dönüm noktasıdır.
Ulusal egemenliğe dayanan bir devlet kurmayı düşünen Mustafa Kemal Paşa,
kuracağı devletin temel organlarını oluşturacak yeni meclisin toplanması
çalışmalarını da başlatır. 20 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan meclis TBMM
adını alır ve Mustafa Kemal Paşa’yı başkanlığa seçer. TBMM’nin kurulması
ile yeni bir hükümet ortaya çıkmış olur. Meclisin ilk amacı ülkenin
kurtarılmasıdır. Meclisin çıkardığı bir yasa ile 16 Mart 1920’den itibaren
Osmanlı İmparatorluğu ile yapılan tüm sözleşmeler yapılmamış kabul edilir
ve yabancı devletler Ankara ile anlaşmak zorunda bırakılır.
13
Ekim 1923’deAnkara’nın başkent olmasıyla yurt içinde ve dışında saltanat
yönetimine dönülemeyeceği yolunda ciddi bir mesaj verilmiş olur. Daha
sonra 29 Ekim 1923’de, 1921 tarihli Anayasada yapılan değişikliklerle
Cumhuriyet ilân edilir. Buna göre hakimiyetin kayıtsız şartsız milletin
olduğu, idare şeklinin halkın kendi kaderini kendisinin tayin edeceği
temeline dayandığı görüşü benimsenir.
19 Mayıs Gençlik ve Spor
Bayramı
Gençlik ve spor bayramının başlangıcı şöyle anlatılabilir(3):Mustafa Kemal
Atatürk’ün millî mücadeleye başlamak üzere 19Mayıs 1919’da Samsun’a ayak
bastığı günün yıldönümü; 20 Haziran 1938 tarih ve 3466 sayılı kanunla
millî bayram olarak kabul edilmiştir. Her yıl 19 mayıs günü Türkiye’nin
her yerinde
beden eğitimi ve spor gösterileri yapılmaktadır. (Türkiye’de ilk beden
eğitimi gösterisini 12 Mayıs 1916’da erkek öğretmen okulu öğrencileri
yapmışlar, sonra erkek öğretmen okulu öğrencileri her yıl ve genellikle
mayıs ayı içerisinde bu gösterileri tekrarlamayı bir gelenek hâline
getirmişlerdir.“Jimnastik şenlikleri”, “mektepliler bayramı”, “idman
bayramı”,“Jimnastik bayramı” adı altında devam eden bu gösteriler zamanla
bütün okullara yayılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı 1927’den sonra bu
gösterilerin düzenlenmesini üzerine alarak her yıl mayıs ayının üçüncü
haftasında Türkiye’nin çeşitli yörelerinde bu gösteriler yapılmaya
başlanmıştır). 1938’de 19 mayıs gününün“gençlik ve spor bayramı” olarak
kanunlaşmasından sonra bu gösteriler de resmî bayram gününe alınmış, bu
bayram için“dağ başını duman almış” marşı, gençlik marşı olarak kabul
edilmiştir. Atletlerin,Atatürk’ün millî mücadeleye başladığı Samsun’dan
aldıkları toprağı, koşarak Ankara’ya ulaştırmasıyla sonuçlanan 19 mayıs
koşusu da o tarihten beri yapılmaktadır.
19
Mayıs
Seksen iki yıl evvel,
Türklüğün içi yandı.
Birleşti yedi düvel,
Ankara’ya dayandı.
Saldırdı kahpe Yunan,
Anadolu uyandı.
O, öyle bir zor zaman,
Öyle bir zor zamandı.
Ne top vardı, ne tüfek,
Cephanemiz al kandı.
Kadın, çocuk, er, erkek,
Atasına inandı.
Samsun’da doğan güneş,
Ta İzmir’e uzandı.
Bu harp kıyamete eş,
Meydanlar toz dumandı.
Minarelerde Ezan,
Dualar çağlayandı.
Yüreğimizde iman,
Allah Rahim Rahmandı.
Mehmetçik cephelerde,
Eşsiz bir kahramandı.
19 Mayıs bize,
Gençlere armağandı.
Halil İbrahim Güncan
Bir Alev ki Ay Yıldızlı Bayrağım/19 mayıs
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Aydınlatan meşaledir yurduma
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Sınırlarımızın bekçisi
İman dolu Mehmetçiğe
Güç olur,cesaret olur.
Bir avuç toprak uğruna
Ölen şehitlerimizin ruhu huzur bulur.
Sonsuz mekanlarında
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Gök kubbemizde var oldukça
Rahat uyur çocuklarımız yataklarında
Kırılası bir el uzanmadıkça
Karanlığa girmez Türkiye’m
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Uzun yıllar boyunca
Destan üstüne destan yazmış
Geçmişte kurtuluş savaşı
Bu gün! !
Gelecekteyse var gücüyle
Yazacağız yazılmamış destanları
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalansın diye tüm özgürlüğümüze
Kolumuz,bacağımız feda olsun
Hatta ölüm bile uğruna
En yüce mertebe şehitliktir bize.
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Anadan,evlattan ve tatlı yardan
Önde yer alır yüreğimizde
Genç,ihtiyar gölgesinde
Korkusuz yaşar Türkiye’mde
Bir alev ki
Ay yıldızlı bayrağım
Dalgalandıkça semada
Büyük Allah'ın yardımıyla
ATA ' mız dan bize
Bizden evlatlarımıza emanet.
Meral Yağcıoğlu
19 Mayıs Aydınlığı
Ses oldu vatan rüzgârında umut
Anadolu’ya oylum oylum çöreklendi
Acımasızlık, umarsızlık kara kara bulut
Mustafa Kemal aydınlığında bir bir tükendi.
Derinden inlemeyle uyandı toprak
Yurt üstüne uğultusunun yayıldığı
Kuvay-ı Milliye gücü bayrak bayrak
Sardı ülkeyi 19 Mayıs aydınlığı.
Özgürlük ve bağımsızlık üstüne
Atatürkçe yazılan destandır
Yürek yürek karanlık düne.
Köy okulundaki bayrak direğinde
Atatürkçülük dalga dalga yayılan
Parmak işareti kır kahvesinde.
Bölge bölge kalkan eğik baştır
Köye, kasabaya, kente ve yurda
Ovayı yaran tren düdüğünde haykırıştır.
Muhsin Durucan
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı
19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,
Türk çocuğu unutma,ne oldu dün.
Türk'ün uyanıp şahlandıgı o gün,
Özgürce yaşamanı sagladı bugün.
Türk'ün Bayragı karalar baglamış,
Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.
İstanbul Fatihi Mehmet Han aglamış,
Mezarında Ruh'u yatmam diyor.
Fransızlar Adana benim diyor,
Doganbey Vatan için can veriyor.
Urfa,Maraş ve Antep'te İngilizler,
Namus ve şerefime göz dikiyor.
Yunan Ordusu çıkmış İzmir'ime,
Hançerini saplamak ister Yüregime.
Antalya ve Konya'da İtalyanlar,
El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayragıma.
Samsun'da İngiliz cirit atıyor,
Ermeni-Rum Türk'ü satıyor.
Irak ve Filistin'i İngiliz almış,
Suriye -Lübnan Fransız'a kalmış.
İngiliz Bayragı Yürekleri daglıyor,
Evliyalar şehri İstanbul aglıyor.
Eyüp Sultan'da toplanmış Şehitler,
Başta Gençosman ferman dinliyor.
Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,
Anne karnında bebeleri Süngülüyor.
İngiliz - Fransız destekli Sülükler,
Türk'ün Kan'ını içerek besleniyor.
Şahin bey Antep'ten seslenir,
Yakışmaz Türk'e Esaret Ar gelir.
Adana'dan Sinan Paşa cevap verir,
Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.
19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,
Mustafa Kemal'im Bandırma Vapurunda.
Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun'da,
Yayıldı dalga dalga Anadolumda.
Mustafa Kemal'im Bayrak olup,
Esti Samsun'dan Yurdum üzerine.
Zulmün kahredici Güneşi olup,
Dogdu Emperyalist güçlerin üzerine.
Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı,
Gençler Sporla kutlar Bayramı,
Atatürk'ün gençlige büyük armaganı,
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.
Zulmün sonu,Özgürlügün başı,
Cumhuriyet yolunun ilk yapı taşı,
Türk'ün kurtuluş umudunun gözyaşı,
Ezilmişliğe başkaldırının sembolü bugün.
İshak Özlü
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı
19 Mayıs gençlik ve
spor bayramı
Spor yapsın gençler demiş Atatürk
İstemem evde boş durup da yatanı
Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sporcu dediğin centilmen olmalı
Zeki çevik ve atılgan olmalı
Güzel ahlaklı ve mütevazı olmalı
Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sigara içkiyi içmeyin demiş
Sporu gençlere tavsiye etmiş
Bu bayramı gençlere hediye etmiş
Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sağlam vücutta sağlam kafa istemiş
Cumhuriyeti gençlere emanet etmiş
Sporun faydasını yıllar önce söylemiş
Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Spor kardeşliktir yarış bahane
Hem kültürdür hem örf hem de anane
Spor yapmayan ya delidir yada divane
Spor yapsın gençler demiş Atatürk Güner Kaymak
Atatürk'ten Son Mektup
Siz beni halâ
anlayamadınız .
Ve anlamayacaksınız çağlarca da...
Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz.
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz .
Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.
Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.
Bana, muştular getirin bir daha,
uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz .
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..
Mustafa Kemâl'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..
Ancak, böyle
aydınlanır o sonsuz karanlıklar...
Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...